|
Kürt hakkı
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye’de Kürt hakkı var mı, diye sormak bile abes kaçar.
|
12 Ocak 2007 Türkiye’de Kürt hakkı var mı, diye sormak bile abes kaçar. Kürtler var olduğuna göre, varlıklarının kabul edilmesi, zaten bir haktır. Ama Başbakan Kürtlerin hak talebi yok derken, bu halkı inkar ediyor. Buna rağmen temel bir noktaya da parmak basıyor. Türkiye’de yaşayan 20 milyon Kürt, varlığını (hakkını) hangi uluslararası platforma taşıdı ki hak (varlık) sahibi olabilsin? Demek ki öncelikle aynayı kendimize tutmalıyız.
Bunun için de Türkiye, Kürtlere namütenahi olanak veriyor. Uluslararası arenada Türkiye’yi haksız, hukuksuz, şiddet uygulayan sandalyaya oturtmak zor olmasa gerek. Türkiye; Kürt hak almasın diye çok sayıda uluslararası anlaşmaya imza koymamıştır. Ortak olduğu paktlara bile ters düşmektedir. Elhamdilüllah (!) AKP’nin politikası nedeniyle, Türkiye’nin temel destekçisi Yahudi Lobisi artık eskisi gibi destekliyor denemez. Ama Kürtlerin hak ve hukuk arayışında henüz daha bir lobileri yok.
Türkiye, 52 Uluslararası İnsan Hakları Belgesinden 24 tanesine imza atarken, 193 ülke arasında sadece Gabon, Surinam, Benin, Bangladeş gibi ülkeleri arkada bırakıyor. AB’ye girmek isteyen Türkiye; bu anlaşmaları imzalayan Avrupa ülkelerine göre ise arkasında sadece Andora’yı bırakarak, hukuksuzlukta Avrupa’nın birinci ülkesi vasfına sahiptir. 2000 yılında yapılan araştırmaya göre, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Belgesini onaylayan 41 üye devletin arasında Türkiye; Andora ve Gürcistan’dan önde ama genelde sondan ikinci yani 39. sırada gelmektedir. Avrupa Bölgesel veya Azınlık Dilleri Sözleşmesi ve Kürtçe’nin durumu ortadayken, Birleşmiş Milletlerin, 1992 yılında azınlık deklerasyonu: “Devletler sınırları dahilindeki azınlıkların varlığını, onların ulusal, etnik, kültürel, dini ve dilsel kimliklerini koruyacak ve gerekli koşulları oluşturcaktır. Devletler, azınlık mensuplarının anadillerini öğrenmeleri, anadillerinde ders görmeleri için yeterli imkanları sağlar.” diyor. Peki Türkiye ne yapıyor?
Kürtlere hak vermemek için, yani tanımamak için bir taraftan Genelkurmay operasyonlarıyla fiziki yoketme uygularken, ha bugün, ha yarın Güney Kürdistan’a gireceği planlarını yaparken, paralelinde zamana yayılmış asimile ve yok etmenin uygulandığı politika çok etkin şekilde yürütmektedir. AKP’li hükümet ortada. Başbakan’ın söyledikleri ortada. Bir yerde söylediklerine diğer yerde tam ters lakırdı ediyor. İçişleri Bakanı Aksu’nun Kürtçe’ye karşı tavrı ortada, hemen Sur Belediyesine jet müfettişler gönderdi. Ayrıca geçmişte Hizbullah katlederken İçişleri bakanıydı. AKP; anti Kemalist, anti Genelkurmaycı deyip desteklenmesi gerekir diyenler bilmem şimdi aynı görüşteler mi? Ama bir gerçeklik baştan beri gözardı edilsin istemedik. Devlet, AKP üzerinden Kürtleri bitirmeye çalışıyor. Müslüman kardeşliği ayaklarıyla, eline tespih verdiği Hizbullah çapulcuları eliyle geçmişte olduğu gibi Kürt yurtseverlerinin üzerine saldırtmayı hedefliyor.
Kürtlerin bu tablodan kurtulmaları için, geniş ve etkin modern kurumlaşmalara gitmeleri zaruridir. Kürtler ne Yahudiler ve Ermeniler gibi zengin, ne de onların bilinç ve eğitim düzeyindeler. Ancak Batı Avrupa’da yaşayan iki milyon Kürdün arasından yeteri kadar yurtsever, eğitimli, bilinçli insan çıkarılabilinir. Herşeyi ben yaparım, anlayışından ziyade, işi geniş kitlelere, taşıyan omuzlara dağıtmak gerekmektedir. Kürt gencinin dağdaki mücadelesi metropolde uygun tarzda anlatılamadı. Sanırım olaylara global bakamadığımız ve bazı yöntem hatalarımız olduğu için zorlanıyoruz. Ama global modern dünyadan geri ve ayrı düşersek, işimiz daha da zorlaşır. Yoksa Kürt hakkı, Tayyip’in verdiği hak, yani ‘yok’ olarak kalır. Kürdün hakkının hakkı olabilmesi için ulusal mücadeleye omuz verenler çabasını arttırmak mecburiyetindeler. Laz asker fıkrası benzeri; general cepheyi teftiş ederken, askere sorar: ‘Düşman sağdan gelirse ne yaparsın? Furirim Gomutanim. Soldan, önden diye sorunca aynı yanıtı alır. Peki arkadan gelince, diye sorunca, Laz asker: Poğ yiyen senin başka askerin yok mi?’ der. Kürt ve Kürdistan’ı kıble yapmış olanların işi çoktur. Yok edilmek istenen bir halkın ulusal demokratik haklarını savunmak, her cepheden gelen tehlike ve saldırıya karşı durmayı künyesine kazımış insan örgütlü, disiplinli, özverili olur. Kürt hakkı işte böylesi insanımızın çabasıyla kazanılır. Kendisini Kürdistan görenlerle yürümediğini iyi gördük.
Öbür yandan Saddam asıldı diye statükocu Sünni gericiliği yas tutmaktadır. Türkiye bunların başında gelmektedir. Suudi gericiliği petro-dolar yardımıyla bu statükocu Sünniliği desteklemekte, El Qaida ve benzeri terör gruplarına finans kaynağı olmaktadır. Kürtlerin Halepçe’yi, Anfal Operasyonu, Sünni Bağdat Müftüsünün fetvasını ve Türkiye’deki Hizbullah katillerini unutmamaları gerekir. Kürtlere yapılan tüm bu katliamları, kendisini Müslüman gören Sünni statükocu gericilik getirdi. AKP bu gericiliğin başında gelen Kürt düşmanı bir partidir. Onun için bu partinin Başkanı Tayyip Erdoğan: “Kürtlerin hak talebi yok” diyor. Çünkü bitireceğini sanıyor. Okunma: 820 | |
|