|
AB, Kürtleri halk görmüyor
|
|
|
|
|
|
|
|
AB, Kürtleri birey görüyor. Halk olarak kollektif haklar olan dil-kimlik-kültür- politik örgütlenme-kendi kendisini yönetme gibi hakları Kürtlere öngörmüyor. Dilini özel öğreneceksin diyor.
|
Avrupa Birliği (AB) bir rapor daha açıkladı. Pek çok çevre, Türkiye’nin sınıfta kalan karnesi olarak gördüler. Hatta görüşmelerin bile kesileceğini ileri sürenler oldu. Ancak bin yıldır dünyaya; durmayan süreklilikte teknik ve kültürel gelişmeleri getiren, burjuva demokrasisi kuran AB devletleri, bu birliği kurmakla, insanlık tarihinde bir ilke imza atsalar da, maalesef statükocu, sahte yüzleri bu raporda da görüldü.
AB, Türkiye’yi sözde eleştiriyor, ama hangi soruna öncelik veriyor? Türkiye Kıbrıs devletine hava ve deniz limanlarını açsın, diyor. Yani Kıbrıs’ın gemileri İzmir’de rıhtıma yaklaşınca Türkiye demokratik bir ülke olacak ve AB’ye alınacak. Hep söylerim bu tavır, Türkiye’nin AB’ye alınmasını isteyen Kürt halkını rencide ediyor ve AB’den soğutuyor. Avrupa devletlerinin ticareti etik değerlerin önünde gördükleri bir realitedir. Ancak bu kadar ileri gidecekleri ne yazık ki, Kürtler tarafından anlaşılmadı.
Eğer AB, bu suretle Türkiye’yi kendisine yaklaştıracak, ilerde kabul edilecek Avrupa Anayasası çerçevesinde Kürtlere hakları verilecek diye düşünüyorsa, korkunç yanılıyor, ya da Kürtleri uyutuyor. AB, Türkiye’nin Avrupa’dan uzaklaşmamasını, İran ve İslamo-Arap devletlere kaymamasına özen gösteriyor. Böylece köktendinci İslam terbiye edilecek, Türkiye üzerinden kendilerini tehdit eden İslam’ın dişi çekilecektir. Ayrıca, AB ülkelerinin ve en başta Almanya’nın Türkiye ile stratejik ekonomik bağları var. Almanya, tarihsel olarak Berlin-Belgrad-Bağdat hattını kendi arka bahçesi olarak mütaala etmektedir. Birinci Cihan Savaşı’nda İttihat-Terakkicilere Cihad planları Berlin’de hazırlandığı bilindiğine göre, Ermenilerin akibetine Kürtlerin düşmeyeceğini kim garanti edebilir?
AB, Kürtleri birey görüyor. Halk olarak kollektif haklar olan dil-kimlik-kültür- politik örgütlenme-kendi kendisini yönetme gibi hakları Kürtlere öngörmüyor. Dilini özel öğreneceksin diyor. Bunu Türk generaller bile söylüyor. Bireysel hakları Büyükanıt ve generalleri de kabul etmişken, sözde demokrasinin beşiği AB, halkların en temel hakkını kullanmayı bireyselliğe indirgeyip, Türkiye’nin gözüne giriyor.
AB, sözde sert çıkışlar yapıp Türkiye’yi eleştiriyor. Kanımca tümü danışıklı döğüştür. AKP hükümetine nefes aldırmaya matuf eleştirilerdir. Türkiye, AB’nin eleştirdiği, birincil sorun olan Kıbrıs gemilerine limanlarını açacak, 301. maddeyi yumuşatacak, hatta generalleri geri plana itmiş görünen düzenlemeler yapacak, Hıristiyanlara bazı haklar verecek. Alman Basını, Erdoğan’ın bu konuda AB’ye söz verdiğini yazmaktalar.
Ne kalıyor geride? Nur topu gibi Kürt sorunu. Devlet bunda adım atmak istememekte, AB ise Kıbrıs’ı primer sorun yaparken, 20 milyon Kürde değer vermemektedir. Oysa AB’den beklenen, Kıbrıs’a öngördüğü kararlılıkta Kürdün anadilinin bölgesel resmi dil olarak kabul edilmesini dayatmak olmalıdır. Kürt çocuklarının devlet okullarında kendi anadiliyle özgürce eğitim ve öğretim görmesini en enerjik tarzda dayatmalıdır. Ama yıllardır beklediğimiz bu durum raporlara yansımıyor. Söylenenler ise Kürtlerin kolektif hakları değil, bireyseldir.
Eğer AB bugün Kürtlerin haklarını savunmazsa, yarın hiç savunmayacaktır. Kürtleri uyutan, alavere dalavere Kürt memet nöbete tavrı var. Tabii Kürtlerin tepkisiz ve etkisiz duruşları, diğer halklarla dayanışırken, kendi halkının haklarını istemede atıl kalmaları, örgütsüz ve bireysel duruşlarını bilen AB, şüphesiz Türkiye’yi kayırmaya devam edecektir. Eğer iyi örgütlü bir demokratik Kürt muhalefeti yaratılmaz, Batı Avrupa’da yüz binler ayağa kaldırılıp sivil tepki gösterilmezse, zaten atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiştir.
Sonuç: Türkiye’nin AB’ye girmesi mutlaka desteklenmelidir. Ancak Kürtlerin anadili ve kimliğinin anayasaya alınması, Kürtçe’nin bölgesel resmi dil olarak kabul edilmesi birincil sorun yapılmalıdır. Kürtlerin kendilerini bu noktaya teksif etmeleri gerekmektedir. Yoksa tren kaçmıştır. AB, Türkiye’yi, Mollalar rejimini ve Esad’ı destekliyor. Ajandasında Kürt halkı görünmüyor. Bunun için Avrupa’da yaşayan her düşüncedeki Kürdün, halkının haklarını savunan örgütsel birliğine ihtiyaç var. Yoksa Kuzey Kürtleri için ikinci LOZAN yoldadır.
www.haydar-isik.com Okunma: 189 | |
|