|
Sezar'ın hakkını teslim etmek gerekirse; denebilir ki genellikle başlıktaki Türkler; hem devletine hem de Kemalizme sıkı sıkıya sarılan kesimlerdir. Haksızlıktan hareket ettikleri halde her platformda Kürtleri inkar etmek, devleti alilerini savunmak, Kemalizmi yüceltmek başlıca görevidir. Her taşın altında bunları görmek olanak dahilindedir. Buna karşılık Kürt ise kendi küçük kafasının çerçevesinde olmayan her düşünceye karşı çıkar, en temel insan hakkı olan Kürtlerin devlet kurma haklarını bile savunmaktan kaçınır. Mutlaka kendisi haklıdır, değilse hiç kimse haklı değil ilkel mantığıyla; bırakın Kürtleri, Kürdistan'ı, kendilerini bile savunmakta herhangi bir gücü yoktur. Sanki Türkler anadan doğma devletli, Kürtler ise devletsiz doğmuşlar. Doksanlı yılların başında bir tartışmamızda Dersimli solcu; bir feodalin liderliğindeki Kürt devletiyle savaşacağını söylerken çok şaşırmıştım. Oysa Türk komşularımıza göz atmak yeter. Nasıl dincisi, dinsizi, her partiden olanı Kemalist bayrağı altında devletine sahip çıkıyor? Üstelik bu da yetmiyormuş gibi bir de Türkiye, İran, Irak, Suriye Kürtlere karşı birleşiyorlar. Ya bizimkiler? Bizimkiler de her gün internetin sanal dünyasında Kürdistan dağlarına bayrak asarken, aslında o dağların düşürülmesine yardım ediyorlar. Kürtler; "Beyaz Adam" mentalitesiyle Türk komşularının göz hizasında duracaklarına, birkaç kat aşağıda duruyorlar. Beyaz Adam herşeyi bizden iyi bilir, bir sömürge mentalitesidir. Beş yıl önce Özgür Politika'da 'İsmail Cem' başlıklı bir makalede, Yahudi asıllı olan Cem'e soykırım geçirmiş bir halkın bireyi olarak Kürtlere reva gördüğü katliam nedeniyle serzenişte bulunmuştum. Hayatımda hiç bir zaman Musevi düşmanlığı yapmadığım gibi, bu halka karşı büyük sempati duymaktayım. İnsanlığa büyük hizmeti olan bir halktır Museviler. İleri, aydın insanlar, bilim adamları, sanatçılar, üstün politikacılar vs çoğunlukla bu halktan çıkmaktadır. İki bin sene katliamlardan geçirilmiş bir halktır onlar. Bugünkü Batı kültürünün temelini atan Musevi halkı ile sadece dayanışılır. Bunlara düşmanlık ne ahlak ne insanlıkla bağdaşır.
Yukarıda bahsettiğim makalemi mal bulmuş mağribi, bir solcu Türk bayan hemen tercüme ederek ulusalcılığa düşman, sevgilisi sözde solcu bir Almana veriyor. O da dergisi Konkret'te bir makaleyle beni ve Sayın Abdullah Öcalan'ı antisemitik (Yahudi düşmanı) olarak damgaladı. Çamur at, iz bırakır, alçaklığını yapan bu kadın Kürt hareketinin lideri Öcalan'ı "antisemit" gösterip, Kürtlere düşman yaratmak istiyor. Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın Kürt hareketini karalayan dezenformasyonlarını bu ayak takımı, faşist tiynetli devletçi Kemalistler dünyaya dolduruyor.Ê
Su uyur, ama devletçi Kemalist uyumaz. Kürdistan ve Türkiye'nin Kürt politikasına yönelik milyonlarca okuyucusu olan bir Yahudi online gazetesinde Almanca yazdığım makaleleri görünce, bu solcu Türk bayan hemen yazı işlerine mektup göndererek, antisemit Haydar Işık'a neden podyum verdiklerini soruyor ve beni antisemit gösterecek alçaklıkta bulunarak, bayat çorbayı ısıtıp yeniden masaya getiriyor. Amacı; Yahudi gazetesinde bir Kürdün yazmasını engellemektir.
İşte böyledir bu devletçi Kemalistler. Bir yandan bir çeşit faşizm olan KemalizmiÊ destekliyorlar, diğer yandan Musevi halkına dost oluyorlar. Eşyanın tabiatına tamamen aykırıdır. Hitler'in 'Hocam' dediği Kemal Atatürk, nasıl Musevilere dost olur ki! Şakir Süter Akşam Gazetesinde "Museviler'e son avans" diye Kuzey Irak'ta Kürtlerle ilişki içinde olan İsrail devletine ve Musevilere bakın ne diyor: "Ama öyle bir noktaya gelindi ki, 'Kahrolsun Siyonizm'diyerek yollara dökülmek için sabırsızlanan milyonlar var Türkiye'de."
Haksızlıktan hareket eden devletçi ve Kemalist solcu Türk kadar, Kürtler haklılık cesaretini gösteremiyor. Herkes bir düğünde oynarken, devletçi Kemalistler nasıl sadık bekçi olduklarını gösteriyorlar. Bizim Kürtler onlardan biraz öğrenseler hani, hiç fena olmaz.
Haydar-Isik@gmx.de
|