|
Galiba en kolay şey nasihat olsa gerek ki, yıllardır Türk dostlarımızın nasihatlarını okur, onların çok değerli düşüncelerini dinleriz. Hatta arkadaşlarımız, üstüne düşmeyen şeyleri de rahatlıkla yazıp söylerler. Şüphesiz Türk arkadaşlarımızın bu komşuluk ve enternasyonalist dayanışmaları oldukça değerlidir. Derneklerimizde konferanslar verirler, düşüncelerini açık şekilde kitlemize anlatırlar. Tabii her biri birer ideolog, teorisyen, politika belirleyen, tarih konuşturan, ders veren olunca aşağıdaki işleri düşünmemiş olmalılar. Onun için uzun zamandır yazmak istediğim, 'teori iyi, peki pratik nerede?' yazısını arkadaşlara atfetmek için yazıyorum. Yazının orasında burasında yanlış anlam çıkarmaktan çok oldukça dostça somut öneride bulunacağım. Umarım arkadaşlar, ukalalığımı hoş görürler. Onlara böyle bir öneri sunarak haddimi aşmışsam, bağışlasınlar. Newton elmanın düştüğünü izlerken "yerçekimi" kanunu üzerinde çalışır. Ben hayatım boyunca pratiğe değer veren biriyim. Yaşadığım metropolde Kürtler için sekiz dernek açtığımı bölgedeki herkes bilir. Nikaragua ile dayanışmada, faşistlere karşı yürüyüşlerde Alman arkadaşlarımla ön safta durdum ve hem de maddi dayanışmada bulundum. Hayat pratiktir, teori karın doyurmuyor. Bununla teorinin değerini küçük gördüğümü sanmayın. Sağlam ayakları olan teori, iyi bir pratikle insanı başarıya götürür. Ne var ki, dostlarımız yalnız teori ile uğraşıyor. Pratikleri ise, bize ders verme dışında görünmüyor. 'Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa!' diye bir söz vardır. UzatmadanÊ sadede gelelim.
Saddam için kendisini 'canlı kalkan' yapan Türkler olduğu biliniyor. Peki şu günlerde barış için, kardeşlik için, komşu hakkı ve dosluk için Türkler, devletin yaptığı operasyonlara, karşı canlı kalkan olsalar nasıl olur? Türk ordusunun sağ yakalayıp param parça ettikleri gerilla cesetlerine bir eylemleri olsa! Avrupa'dan, İstanbul, İzmir Ankara ve diğer şehirlerden kadın erkek on binlerce Türk operasyon bölgeleri Kürdistan'a yürüseler, çok şanlı bir iş yapmış olmazlar mı? Hadi on binler ilk aşamada çok görülebilir. Diyelim ki kırklar; o da olmadı kivrelik verilen on iki kişide mi bulamazlar bu amaç için. Rus analar Çeçenistan'a gelip çocuklarını sordular. Avrupa Birliğine girmek isteyen bir devlet yurttaşı olarak, 'Kürtlere hakları verilsin!' deyip ayağa kalksalar, devlete baskı unsuru olsalar olmaz mı?
Farzedelim bu öneri zor geldi. O zaman burjuva demokrasisinin, birey haklarının oldukça geniş olduğu Avrupa'da eyleme geçebilirler. Nasıl mı? Örneğin maddi manevi çerçevesi çizilen bir proje yapılır ve Türk komşularımız harekete geçirilir. Sırt sırta verip kuyudan çıkarız demek kolaydır, kolaycılıktır. Sırtımızı dayayacağımız kesim pratikte görülmezse, ilanihaye kuyuda kalmaz mıyız?
Ne demiştik, uygulama olanağı olan proje yapılınca, pratik başlar. Örneğin KONGRA-GEL'in Avrupa Birliği tarafından terör listesine alınması bir skandaldır. Bu konuda Türk dostlarımız inandırıcı eylemlikler geliştirebilirler. Türkiye'deki "Özgür Yurttaş Hareketi" gibi somut şeyler yapsalar, o zaman soyut teorileri anlam kazanır.
Bu ve benzeri somut eylemliklerini görmezsek, yalnız umudumuz tükenmekle kalmaz, aynı zamanda Sayın Ahmet Kahraman'ın severek okuduğum yazılarında dile getirdiği gibi "Kürtlere bağımsızlık yakışmaz ve sağlıkları için zararlıdır." ya da "En iyi hayatın 'demokratik kölecilik'" olduğunu kanıtlamış olmazlar mı? Veya Cahit Mervan'ın isim babası olduğu 'statüko zaptiyeleri'ne ne derler? Biz dostluğun ne anlama geldiğini çok iyi bilen bir halkız. Bizim insanımız Türk askeri tarafından parçalanırken, dostlarımız ders vermekle kalırlarsa, neye yarar bu dostluk?
*
NOT: Almanca ve Türkçe makalelerimi www.haydar-isik.com sayfasında okuyabilirsiniz. Bu sayfayı hazırlayan üniversite öğrencisi Vartolu SERHAT'a teşekkürlerimi, sunarım.
Haydar-Isik@gmx.de
|