|
Haydar Işık Kasım
2011
Atatürk'le
aynı arabada Kürt giysileri içindeki Diyap Ağa fotoğrafını anımsayanız. O zaman
Atatürk'ün Diyap Ağa ve Hasan Hayri Bey gibi Dersimli nüfuz sahibi şahsiyetlere
ihtiyacı vardı. Köprüyü geçene kadar, ayıya dayı dediler. Ama işleri bitince
köklerini getirdiler. Dr. Şivan bu gerçekliği 60'lı yıllarda söylemişti. Bu
devlet ile barış mümkün değildir. Nitekim Dr. Şivan'ın aile fertleri 54 can
kadın, kız, çocuk, hamile kurşuna dizildiler. Dersimli Diyap Ağa ve diğer dört
Dersimli atanan mebuslar, Türk devletinin kuruluşuna yardım ettiler. Ancak
devlet; ordu, polis, yargı, bürokrasi, basın ayakları üzerine oturunca, Kemal
Atatürk gerçek soykırımcı yüzünü gösterdi.
Türk Ulus devleti her insanı Türk, her inancı Hanefi
görüyor. Kürtler bu şablona uymadıkları için, Şark İslahat Kanunu çıkarıldı.
Şeyh Said İsyanı ve Ağrı İsyanı kanlı bastırlıdı. Alman sosyal demokrat
gazetesi Vorwaerst Ağustos 1930 yılında şöyle yazar: „Türk ve Fars bölgesindeki
başkaldırı bastırıldıktan sonra, Kürtlerin kaderi Oriyent tarihinde bir daha
görünmeyecek şekilde mühürlendi.“ Ararat, Kürtlerin son isyanıydı. Ama
Dersim'de devlete karşı en ufak karşı koyma yoktu, ne Koçgiri'ye ne Şeyh Said
ve ne de Ağrı'ya arka çıkmıştı
Dersimliler. Kendi otonom bölgelerinde aşiret sistemiyle dünyaya kapalı
aralarında çatışmalı yaşadılar. Türk devletinin asıl amacını anlamak bir yana,
devletin propagandasına kapıldılar. „Kemal Atatürk Alevidir.“ „Dersim öz be öz
Türktür.“ „Dersim Horasan'dan gelen Türkmenlerdir.“ Osmanlıda yalan tükenmez,
Dersimli Kürtler bu yalanlara inandırılır. Tan gazetesi 1935 yılında
Dersimlilerin; Timur Lenk'ten kaçan Horasanlı Türkmen olduğunu, bunların batı
Anadoluya dağıtılıp tekrar Türklüğe kavuşmasını önerdiği bilinir. Sonra
hükümetlere bilinen raporlar hazırlanır.1935 yılında Dersim adı Tunceli
yapılır. Aşiret beyleri müteahhit yapılır, askeri erzak ve levazımı taşıma
onlara verilir. Ve her kasabaya bir kışla yapılır. 4.Mayıs 1937 tarihinde Kemal
Atatürk, Dersim'e saldırı emrini verir. Manevi kızı Sabiha Gökçen'in beline
tabancasını bağlayıp Dersim'de soykırım yapması için gönderir. Gökçen de
köylere 50 kiloluk bombalar atarak, köyleri yerlebir eder. Mağaralara sığınan
yaşlı, çocuk ve kadınlara karşı zehirli gaz kullanır. İnsanları samanlıklara
doldurup yakarlar. Seyid Riza görüşmeler için Erzincan' a çağrılır, ama
kalleşlik bu ya Muti köprüsünde yakalanıp Elazığ'da hapsedilir. Sonunda ne ile
yargılandıklarını bilmeyenlerin içinde, katillerin yalan ve hileleri önünde diz
çökmez, 1937nin 14 Kasım'ında darağacına rap rap yürür.
Dersim
aşiretleri kandırılır. 1937 yılında, biz sadece Avasan, Demanan, Heyderan
aşiretlerini tedip ve tenkil edeceğiz, sizin kılınıza bile dokunmayız, derler.
Fakat 38 gelince katliamın nasıl boyutlu olduğu görülür. Ama artık iş işten
geçmiştir. İşbirlikçi beyler ve sakin duran aşiretlere korkunç bir soykırım
uygulanır. Necip Fazıl Kısakürek, bunu Shakepeare'in fantazisini aşan düzeyde
görür. Çocukluğumda yaylaya gittiğimiz kutsal Dağ Duzgin'in eteklerinde kemik
harmanları olduğunu bilirim. Annem, bahsedilen dağın vadisinde yaşanan
katliamı, ormanda beni emzirirken seyreder. İnsanları ağaç kütüklerine
bağladılar, gaz döküp yaktılar, derdi.
Kırklı
yılların başında bizim eve gelen bir Demeniz (Demenanlı) anlatmıştı. Bilindiği
gibi bu büyük Demenan aşiretinden çok az insan kurtuldu. Bu perişan adam
anılarını anlatırken, „Biz Mısto Kor'u (Kemal Paşa) yaraladık dedi. Bu ifade
Kemal Atatürk'ün bu soykırımın baş mimarı olduğunu gösteriyor. Çünkü planından
uygulamasına karşı her yerde o var. Halklar Hukuku Profesörü Ronald Mönch 2008
yılında Brüksel Avrupa Birliği salonunda yaptığımız konferansta şunu ifade
etti. Dersim'de yapılan soykırımdır. Devlet Başkanı Kemal Atatürk, onun
kabinesi, ve sorumlu generalleri, bölge valileri; bugün uygulanan ölçülere göre
insanlığa karşı suç işlemekten ötürü uluslararası mahkemeye çıkarılırdı. Fritz
Sitte, Kemal Atatürk'ü geçen yüzyılın en kanlı generali olarak tanımlar.
Dersim'de katledildikleri söylenen 70.000 Dersimli Kürdün kanından Kemal
Atatürk birinci derecede sorumludur.
Bugün
Dersim onun partisi CHP'ye oy veriyor. Kemal Atatürk'ün posterleri cemevlerine
asılıyor. Hatta Kemal Atatürk'ün bu soykırımdan haberi yok dedikleri biliniyor.
Dersimliler katilini seviyor. „Biza dirvetine vergê xo dima şona.“ Yaralı keçi
kurdunun ardından gider, dediklerini çok duydum. Bu tavır Dersimlilerin
Stockholm Sendrom'una yakalandıklarını gösteriyor. Binlerce Kürt kızının
„besleme“ olarak götürüldüğü, askerin eline geçmemek için kendilerini
uçurumlardan atan gelin ve kızlarını unutan Dersimlilerin Kemal Atatürk'e
peygamber seviyesi vermesi, katledilen on binlerce insanımızın ruhuna yapılacak
en büyük hakarettir.
Başbakan
Erdoğan özür diledi ve bilinen bazı belgeleri açıkladı. Aslında özür dilemek
soylu bir davranıştır. İçi doldurulursa ancak soyluluk kazanır. Sayın Başbakan,
Kemalist barbar devletin adına özür dilerken, „tek millet, tek dil, tek din...“
devlet ideolojisini sürdürüyorsa, özür
Kürdistan'a hakaret görülür. Sayın Başbakan, devletinin „böl ve yönet“
politikası gereği özür diliyor. Dersim'in Kürt ve Alevi halkını kendi soydaşına
karşı kullanmayı amaçlıyor. Özür dileyen devletin tepesindeki zat, eğer küçük
nehir üzerinde 20 baraj yapıp, Dersimliyi sürüp demografiyi bozarsa, dağlar her
gün bombalanır, ormanlar yakılırsa, bu nasıl özürdür. Dersim adını geri
vermeyen kendisi olunca, özür ne ifade eder? Kürt çocuklarına anadil eğitim ve
öğretimi devlet okullarında verilmedikçe bu nasıl özür oldur? Dersim'de demokratik
otonomi verilmedikçe, Dersimlinin zarar ziyanı telafi edilmedikçe, yapılan iş
sadece Dersimli olan Kemal Kılıçdaroğlu'nu köşeye sıkıştırmaktan öte bir anlam
ifade etmez. Kemal Kılıçdaroğlu ise, bu partinin başına Kemalist kimliği ile
gelen birisidir. Hatta Kürtlüğünü gizleme çabasına giren haramzadedir.
Soykırımın
70. yıl dönümü 2008 yılında DERSİM 38 KONFERANSI'nı Brüksel AB-Parlamentosunda
hazırlarken, Başbakan bu konferansın yapılmaması için tüm devlet gücünü
seferber etmişti. Biz; (KNK, Dersim'i Yeniden İnşa Cemiyeti, Yek KOM,
Demokratik Aleviler Federasyonu, Kurmeş Derneği...) buna rağmen bugüne kadar
uluslararası dört Dersim 38 Konferansı gerçekleştirdik. Kürt soykırımı devam
ediyor düşüncesinden hareketle Uluslararası Ceza Mahkemelerine götürme aşamasına
getirdik. Kürtler anadilini öğrenmedikçe soykırım sürüyor. Kürtler büyük
nüfusuna rağmen bırakın federasyon otonom bile değillerse, Kürt kimliği ve
kültürü hala anayasal yasak altındaysa, Türk devletinin 20'li yıllardan
başlayan soykırım politikasının sürdüğünü gösterir. Dersim'e sahip çıkan, Kürde
ve yapılan tüm soykırımlara sahip çıkar. Çünkü Dersim, Kürdistan
soykırımlarının son ve acılı halkasıdır.
|