|
Haydar IŞIK Şubat 2011 Kürtler,
Ankara’yı doğru görseler yeter. Bugün iktidardaki AKP’li müminler (!)
Allah’ı ne gökte ne yerde, müminlerin kalbinde, diye tanımlar. Ama O’nu
yalnız Türkçü, devletçi ve tek Yaratılanı Yaradandan ötürü seviyorum
diyen ise; Allah’ın, Kürtleri de yarattığını hiç düşünmez. Bizim Kürt
Aleviler ki, Mansur el Hallac gibi ruh temizliğiyle O’na varmayı,
‘’Enelhaq ve Vahdeti Vücud’’ erdemliliğini kurar; ‘’O’nu seven benim. Ve
O sevdiğim, benim. Biz bir bedende iki ruhuz, Beni gören O’nu; O’nu
gören de beni görür’’ dediği için Bağdad’ta katledilir. (‘’Şerkoy’dan
Sultan Selahaddin Eyyubi’ye’’ romanıma bakınız.) Dersim’de bize yapılan
ise; Mansur’a yapılan şiddetten yüz bin kez fazladır. Başbakan ‘50.000
kişi katledildi’ der. Doğumdan ölüme, yatak odasından abdest suyuna kadar herşeyi
düzenleyen bu müminlerin Yüce Allah’ı, buyruklarını sadece özenle
yarattığı Türk asıllı tebaasını mutlu ve müreffeh kılmak için yollamış
olsa gerek. Türkler gönüllü Müslüman olduklarından İslamın ganimetinden
fazlasıyla yararlandılar. Buna karşılık Kürtler İslam olmamak için,
Arap-İslam ordularına karşı yüz sene savaştıklarından Allah’ın üvey
evladı bile olamadılar. Bu sözde AKP müminleri;
Müslüman, Müslümanın kardeşidir diyor. Kardeşlikte paylaşım olur, hak
olur, hukuk olur. Güzel Türkçe’nin yanında sözde kardeş ve Müslüman
Kürtlerin anadili Kürtçe’ye de yer olur. Yaradana inanan, doğuştan
kazanılan bu hakkı tanır. Gerçek Müslüman böyle düşünür. Oysa Kürtçe, bu
münafıklar tarafından hala yasak altında tutuluyor. Yani darda beraber,
ama yarda yalnız Türklük var. Allah’a sormuşlar; Sen Fransızı niye
yarattın? Zarifliği için. İngilizi; inadı için, Almanı; çalışkanlığı,
sonunda sıra Kürtlere gelince; Kürtler mi? Onlardan haberim yok, demiş. Eh Allah bizden habersiz olunca, onlar da biz Kürtleri ezip
duruyorlar. Anadil, öğrenmeyeceksin, çocuklarına istediğin ismi
veremeyecek, hiç bir hak hukuk talep etmeyeceksin, diyorlar. Ankara,
yalnız Türkiye Kürtleri için değil, güney, doğu, batı, diaspora vesselam
dünyadaki tüm Kürtler için ahkam kesiyor. Şöyle yaparsan seni asarım,
böyle yaparsan keserim, kendini inkar etmezsen canını alırım. Ankara
soluk almandan, kafanın içinde dolaşan fikirlere kadar emrime girmezsen
vururum, diyor. Özgür Kürde bir tek yol bırakıyor; gel zindanda çürü.
İşte binlerce tutuklu, üstelik seçilmiş belediye başkanları. Şimdi
sorayım size, doğumundan ölümüne kadar Kürtlere hükmeden kim? ‘’Kürde
fırsat verme ya Rab, dehre sultan olmasın/ Ayağını çarık sıksın, asla
islah olmasın/ Vur sopayı al ekmeği, karnı bile doymasın/ Ol çeşmeden
gavur içsin, Kürde nasip olmasın.’’ Diyen Sultan Selim Han’dan beri
Türkiye, bir hırsız gibi Kürtlerin hem gününü, hem de gecesini çalmakla
meşgulken, Kürtler için yaptırdığı zindanlar, asimilasyon fabrikaları
olan devletin ve Fetullah’ın Türk-İslam sentezli okulları; doğarken
Kürt; ölürken; ‘’mutlu Türk’’ yaptıkları Kürdün, işkence içindeki yaşamı
sürüp gider. Türk devletinde hak hukuk yok, bir terör devletidir. Bu
devlet teröründe sınır tanımıyor. Sanal alemde bile Kürde fırsat
vermiyor, günde birkaç kez haberlerini okuduğum ‘’Fırat Haber Ajansı’’na
da saldırdı. 15 Şubat komplosunu protesto eden halkımıza AKP’li
polisler Hitler’in SS’leri gibi acı çektiriyor. Ama kendisi olmayana
başkası isim koyar. Akıl, fikir, izan bizim bazı Kürtleri terketmiş
olmalı. Ruhu çürümüş, alınıp satılan bazı Kürtler, AKP’li devlete
‘’iyi’’ diyor. Kürt dilinin anayasal yasak altında tutulduğu ve Başbakan
her gün ağzını açınca, ‘’tek millet, tek dil’’ derken, bir açılım veya
özgürlük havası varmış gibi laf eden, ar ve hayadan yoksun olsa gerek.
TRT6’ya çıkan, ancak bindiği arabanın türküsünü söyler. AKP; halkımızı
açlık, sefalet, yokluk içine çekmişken, her türlü insani temel hakkın
bastırıldığı münafıklık sürerken, açılım vardı da biz mi göremedik?
Duruma her açıdan bakınca, TRT6’ya çıkan Kürtlerin kendisini
pazarladıkları görülüyor. Alınıp satılan birinde ne sanat, ne ruh ve ne
de başını dik tutma olur. AKP’liler önünde başını eğen, bir daha ne
yapsa onu kaldıramaz. Zerdüşt şöyle der: Benim yarattığım Tanrı, insan yapısı olduğundan
hem bir şaheser, hem de deliliktir. Ara benim gerçekliğimi, diyerek
atalarımıza seslenir. Gerçekliği arayanlar şüphesiz çok oldu, ama
ardından giden az oldu. ‘’Biz eşkıyadan yana olmayız’’ deyip Ankara’ya
biat ettiler. Kürtlerden biri çıktı, gür sesle halkına seslendi. ‘’Size
düşünmenizi öneriyorum. Tanıyın düşmanınızı, savunun kendinizi,
düşünceniz galip gelmezse, o zaman da namuslu olduğunuza sevinin.’’ Ama
Kürtler birleşip gürleşmek yerine, bazıları ya korku, ya da çıkar
bıçağına boyun uzattılar. AKP, halkı aç bıraktı. Aç olan sadece doymayı
düşünür. AKP, Kürde düşünmeyi unutturmak istedi. Düşünceyi unutan
despotik ve dogmacı olur. Zerdüşt; iyi nedir diye sorarsan, derim ki
ruhu büyüyen iyidir. Çünkü ruhu büyüyenin cesareti büyür, der. Eğitim
almayan, bilim, bilinç ve inanç kazanmayanın ruhu ise ceviz kabuğuna
hapsolur. Cesareti olmayan biri, gerçeklikten uzak yaşayan zavallı bir
köledir. Mısır ve Tunus gençliği facebook, twitter ile halkına öncülük
etti. Kürt gençleri, ruhunu zenginleştirmek zorundalar. Bu onların
varlık nedenidir. Bilinsin ki, içi boş ceviz de bir gün kırılır.
|